Archive for Nisan, 2008
Yağ Enjeksiyonu
Yağ enjeksiyonu veya “mikro lipoinjeksiyon” olarak bilinen bu işlemde hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden iğne ile yağ alınır. Özel işlemlerden geçirildikten sonra yüz derisi altına enjekte edilir. Yağ en sık olarak çökük yanakların, ağız ve burun arasındaki gülme çizgilerinin doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, alın çizgilerinin silinmesi ve dudakların dolgunlaştırılması ya da vücuttaki kontur düzensizliklerinin giderilmesi amacı ile uygulanır.
Hem donör (verici) hem de alıcı sahaların temizlenip hazırlanmasından sonra lokal anestezi veya alınacak miktara bağlı olarak genel anestezi altında negatif basınçlı bir enjektör yardımı ile yağ belirtilen bölgelerden çekilir. Alınan yağ yine enjektör içinde serbest süzülmeye bırakılarak serum ve yağ hücrelerinin ayrılması için beklenir. Ardından bekletme enjektörünün içinden sadece yağ hücrelerinin bulunduğu orta bölümden yağ hücreleri transferin yapılacağı enjektöre alınarak alıcı sahaya enjekte edilir. Transfer edilecek miktarın kontrolunu kesin olarak belirleyebilmek için, transfer enjektörleri 1cc’lik enjektörler olmalıdır. Transferin rahat yapılabilmesi ve transfer ederken yağ hücrelerinin hasar görmemesi için kullanılacak iğne uçları 14- 16 gauge boyutunda olmalıdır. İnjeksiyon yerinin üzerine bazen ince bir bant yapıştırılır. Tedaviden sonra yağın %50’sinin 6 ay içinde erimesini dikkate alarak gerekenden daha fazla miktarda yağ verilir. Fakat bu miktarın aşırıya kaçmamasına dikkat etmak gerekir. Yağın transferi sırasında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da; yağın alıcı sahada yaşama ihtimalini arttırmak için derialtı dokusu, yağ dokusu ve kas dokusu gibi değişik katmanların içine verilmesi gerekliliğidir. Yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılması gibi bir amaçla kullanıldığında yağ enjeksiyonu sonrası yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıkların gözlenmesi doğaldır.
Geniş bölgelerde işlem yapılan hastaların kısa bir süre istirahat etmeleri uygun olacaktır. Ancak çoğu hasta tedaviden hemen sonra normal günlük aktivitelerine dönmektedir. Hem alıcı hem de donör sahada bir miktar şişme veya kızarıklık beklenebilir.
Bu şikayetlerin derecesi tedavi edilen yere ve büyüklüğüne göre değişir. Enjeksiyon yerlerindeki kızarıklık veya morluklar düzelene kadar yaklaşık bir hafta güneş ışınlarından korunulmalıdır. Bu sürede güneş koruyucu kremler veya fondöten kullanımı yardımcı olabilir.
Yağ enjeksiyonu ile elde edilen sonuçların devamlılığı hastadan hastaya değişmektedir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun süre de olsa hastaların çoğunluğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun hemen hemen yarısı altı aylık bir sürenin sonunda kaybolmaktadır. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 3,6,12 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. Uygulama ilk yıl 2-3 kez yapılmasına karşın sonraki yıllarda yılda bir kez yeterli olabilir. Çizgilerin çok derinleşmesinden önce takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır. Bu tekniğin avantajı vücuttan iğne ile alınıp iğne ile verilebilmesidir. Verilen yağ dokusu uygun bir teknikle uygulanırsa en az %50’si verilen yerde kanlanıp tekrar yaşamaya devam eder
No commentsAmeliyatsız Estetik - Botox
Botox botilinum toksini özellikle konservelerde üreyen ve besin zehirlenmesine neden olan Clostridium botilinum adlı bir bakterinin ürettiği toksindir.
Botox sinirlerden kaslara giden iletiyi geçici olarak durdurarak etki göstermektedir. Böylece enjekte edildiği bölgedeki kasların hareketleri engellenerek bu kasların hareketleri sonucu oluşan kırışıklıkları ortadan kaldırır.
Botox 1990′lı yılların başından itibaren yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi amacıyla dünyada yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Özellikle alındaki çizgiler ve göz kenarındaki kaz ayağı tabir edilen çizgilerin giderilmesinde çok başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Bu bölgelerdeki kırışıklık çizgilerinin yüz gençleştirme ameliyatlarıyla düzeltilmesinin çok güç olması botox’un estetik cerrahideki önemini daha da arttırmaktadır. Yüz germe ameliyatı yapılan pek çok kişiye daha iyi bir sonuç elde etmek için beraberinde botox uygulaması da gerekmektedir. Botox’un kaş kenarlarını yukarı kaldıran bir etki yapması ve kaş düşüklüğü olan kişilerde bu problemin düzeltilmesini de sağlaması bir diğer avantajıdır.
Botox’un kırışıklıkları düzeltmek amacıyla uygulanması, yüzdeki belli noktalara çok ince uçlu bir iğne ile enjeksiyon yapılması şeklindedir. İşlem yaklaşık 5 dakika sürer ve sadece ince bir iğnenin batmaları şeklinde hissedilen çok kolay tolere edilen bir işlemdir. Uygulamanın etkileri 2 ila 3 gün sonra ortaya çıkar ve 4 ila 6 ay boyunca devam eder. İlk uygulamada 4 ay kadar kalıcı olan botox etkileri bir kaç uygulamadan sonra 8 aya kadar uzayabilmektedir. Uygulama sırasında önemli bir şişlik ve kızarma oluşmaz ve kişi hemen günlük aktivitelerine dönebilir.
Botox enjeksiyonları yüzün üst bölgesinde özellikle alın çizgilerinin, kaş çatma çizgilerinin, ve göz kenarındaki çizgilerin (kaz ayağı) düzeltilmesinde çok etkili olmaktadır. Ayrıca yüzün üst bölgelerine uygulandığında kaşları kaldıran bir etki de oluşmaktadır. Yüzün alt bölgesinde ise dudak üzerindeki çizgilere ve boyundaki dikine bantlara uygulanabilmektedir. Ancak bu bölgelerde yüzün üst bölümlerindeki kadar etkili sonuçlar oluşmadığından uygulaması daha kısıtlı kalmaktadır. Botox aşırı terleme tedavisi içinde kullanılmaktadır. Uygulanan hastalarda baş ağrısı ve migrene de iyi geldiği tesadüf olarak tespit edilmiştir.
Botox uygulaması kalıcılığı çok uzun olmayan ve kalıcılığı için tekrar edilmesi gereken bir yöntem olmakla birlikte ameliyatsız, kolay ve ucuz bir tedavi olması nedeniyle günümüz estetik cerrahisinde çok tercih edilmekte ve uygulanmaktadır. Botox dünyada milyonlarca kişiye uygulanmış ve hiçbir ciddi komplikasyonla karşılaşılmamıştır. Yanlış uygulamalarda oluşabilecek komplikasyonlarda birkaç ay içinde geri döneceğinden pek önemli kabul edilmeyebilir. Ancak deneyimli bir hekim tarafından uygulanması hem bu komplikasyonların oluşmaması hem de daha etkin sonuçlar alınması bakımından önemlidir.
Karın germe estetiği
Aşırı kilo alıp verme periyotları, doğumlar, karın kaslarının yapısal olarak birbirinden ayrılması, yaşlanmaya bağlı karın kasları ve derisinin elastikiyetinin bozularak deformasyona uğraması ve aşırı yağlanma sonucunda, karın duvarını oluşturan yapılarda gevşeklik, deride çatlaklar ve etek görüntüsü oluşturacak şekilde sarkmalar meydana gelmektedir. Böyle bir hastada sadece deri altında bulunan yağ dokusunun liposakşın ( liposuction ) ile alınması var olan problemleri çözmez, hatta deri altını dolduran yağ dokusu boşaltıldığı için karın derisi torba haline gelir ve sarkma daha da belirginleşir. Bu durumda yapılması gereken ameliyat karın germe ( abdominoplasti ) ameliyatıdır.
Karın germe ( abdominoplasti ) karın bölgesinde bulunan yağ dokusunun, sarkmış fazlalık derinin çıkarılması ile birlikte karın duvarı kaslarının anatomik onarım yapılarak gergin hale getirilmesi ameliyatıdır.
Karın germe ( abdominoplasti ) planlanırken istenilen sonucun elde edilebilmesi için; karın derisinin elastikiyeti, derideki sarkıklığın miktarı, çatlak olup olmadığı ve karın kaslarındaki ayrılmanın derecesi gibi bazı kriterlere dikkat etmek gerekmektedir. Kişinin bu özelliklerine bakılarak karında yapılacak germe miktarına karar verilir. Eğer sarkma ve çatlaklar fazla değilse mini abdominoplasti veya mini abdominoplasti ile beraber yapılacak liposakşın yeterli olabilir.
Karın germe ( abdominoplasti ) ameliyatı planlanan bir kişinin bir miktar kilo vermiş olması tercih edilmektedir. Aşırı kilolu kişilerde karın derisi kalınlığı da fazla olduğundan germe işlemi istenildiği kadar yapılamayabilir. Ayrıca aşırı kliolu hastalarda yara iyileşmesi problemleri ile daha fazla karşılaşılmaktadır. Bu ameliyatı olumsuz etkileyen sebeplerden biriside fazla sigara içilmesidir. Hastaların tercihen ameliyattan 2-3 hafta önce sigara kullanımını kesmeleri önerilmektedir.
Karın germe ameliyatı genel anestezi ile yapılmaktadır. Ortalama olarak 2,5-3 saat süren bir işlemdir. İç çamaşırın altında kalacak şekilde sezeryan izi seviyesinde, fakat daha uzun ( her iki tarafta leğen kemiği üzerine kadar uzanır )
Bir kesi ile girilerek kas tabakasına kadar ulaşılır. Deri ve deri altı dokusu kaburga seviyesine kadar karın duvarı kaslarından sebestleştirilerek aşağı doğru çekilir. Fazlalık deri ve yağ tabakası elips şeklinde kesilerek atılır, göbek deliği yeniden yapılır. Derideki çatlaklar göbek seviyesinin altında bitiyorsa, karın germe ile birlikte aynı zamanda tüm çatlaklardan kurtulmak mümkündür. Karın duvarı kaslarında da gevşeklik, birbirinden ayrılma varsa kasların fasyalarına ( zar ) konan kalıcı dikişlerle kaslarda gergin hale getirilir. Ameliyat biterken deri ile kaslar arasına içerde birikecek kan ve serumu dışarı almak için drenler konur. Daha sonra kesi yeri 3 kat halinde dikilir. Hastanın özellikle ameliyattan sonraki 1 hafta boyunca dikiş hattında gerginlik olmaması için bir miktar eğilerek yürümesi gerekmektedir. Yine ameliyat sonrası dikiş hattından bir miktar erimiş yağ ve vücut sıvılarının akmasına bağlı olarak küçük alanlarda dikiş açılmaları normal kabul edilmektedir, bu durum günlük pansumanlarla kendiliğinden iyileşecektir. Hastaların büyük çoğunluğuna bel kenarlarına aynı seansta liposakşın da yapılmaktadır. Fakat göbek üstünde aşırı yağlanma da söz konusu ise karın germe ile aynı ameliyatta göbek üstüne liposakşın yapılması yaraların iyileşmesi açısından önemli problemlere yol açabilir. Böyle durumlarda göbek üstündeki yağların vakumla çekilmesi, hasta güvenliği açısında, karın germe ameliyatından en az 3 ay sonra yapılacak liposakşın seansına brakılmalıdır.
Karın germe ( abdominoplasti ) ameliyatının izi kalıcı bir izdir. Ancak iç çamaşırı içinde gizlenebilecek bir izdir. İlk aylarda daha belirgin ve kızarık bir halde iken birkaç ay içinde solarak daha belirsiz bir hale gelir ve deri rengine yaklaşır.